Mehmet Emin AKKURT
Mehmet Emin  AKKURT
mehmet74_47@hotmail.com
Asla Pes Etme Ki Hayallerin Gerçek Olsun! (Bir Atanma Hikayesi)
  • 18 Ocak 2018 Perşembe
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Aslında yazımın başlığını atarken çok düşündüm, diyemeyeceğim. Çünkü bu yazdıklarım hayal ürünü olmayıp tamamı ile gerçeklere dayanan birebir yaşanmış olaylardır. Hayatım boyunca garantici olmaya ve yaptığım işleri garanti altına almaya çalışan biri oldum.  Bir işi yaparken en iyisini yapmaya çalışmak karakterimin bir parçası olmuştu. Yıllar yılları kovalamış ve yıl 2008 olduğunda liseyi bitirmiş, üniversiteye ilk adımı atmıştım.

Üniversite ortamı haliyle değişik bir ortam , yeni arkadaşlar , yeni bir çevre  ve tabi yeni zorlukları da beraberinde getirmişti.  Ben genelde derslerimi çalışan ve mümkün olduğunca en yüksek notları alarak geçmeye çalışan biriydim. İlerde üniversitede bir araştırma görevlisi olabilme ihtimali için not ortalamasını yüksek tutmam gerektiğini düşünerek elimden gelen gayreti gösterirdim. Doğal olarak da başarılı denilen kategorinin içerisinde üniversite yıllarımı geçirdim.

Üniversite heycan vericiydi aslında ( vize ve Final haftasını çıkarırsanız…) çünkü ömrünüzde belki de bir daha asla yapamayacağınız şeyleri yapma şansı sunuyor size. Bazen yokluğu yaşıyor bazense krallar gibi hissediyorsunuz. Küçük şeylerle mutlu olmayı öğreniyorsunuz.

Yıl  2011 ve  üniversite 3. Sınıf olmuşuz yuvadan uçmaya hazırlanan kuşlar misali. Ortalıkta bir Kpss muhabbeti dönmeye başlamıştı. Ve 2. Dönem çevredeki arkadaşlarımın da  etkisiyle  KPSS denilen  hayal kırıcı gerçek ile tanışmaya başladım. Dershaneye kayıt yaptırdım ve bir şeyler anlama ümidi ile gücüm ölçüsünde çalıştım. Daha sistemin kurbanı nasıl olunur ? sorusuna cevap verebilecek düzeyde değildim tabi.  4. Sınıfta dershane kaydını yenileyip daha sistemli ve daha düzenli çalışmaya başlamıştım. Ama bu iş vize ya da finaller gibi bir haftalık değildi. Uzun bir maratona çıkmıştım aslında. Ama ilginç olan şuydu ki   denemeler ve çalışmalarım istediğim puanı almaya çok uzak görünüyordu .  KPSS’ye  1 hafta kalmış ve bende son tek tarları  yapıyor ve son denemeleri çözüyordum. Çok yorgundum ve artık KPSS  kelimesi bile bende mide bulantısı oluşturuyordu. “Biran önce sınav gelsin de ne olursa olsun.”  demeye başlamıştım. Çözdüğüm son deneme çok hoşuma gitmişti. Çünkü sonuç istediğim gibiydi. “ Keşke sınav böyle çıksa!” diye iç geçirmiştim.  Ve beklenen an gelmişti işte sınavdaydık . 120 Eğitim Bilimleri sorusu 120 GK-GY sorusu soruluyordu. Sınav Gk-Gy ile başlamış ama ben o kadar heycanlanmıştım ki avuçlarım terlemiş ve elimdeki kalem sırılsıklam olmuştu. Ancak 25 dk sonra kendime gelebilmiştim.  Zararın neresinden dönersen kardır mantığıyla en iyisini yapmaya çalıştım. Öğlen oturumunda Eğitim Bilimleri isteğim gibi geçmiş ve sabah oturumunu telafi şansı vermişti.

2012 bizim bölüm için milattı belki de çünkü 4+4+4 denilen yeni sistemin gelmesiyle 5. Sınıflar ortaokula kaydırılmış ve alımlar artmıştı.  Her şey yolunda gidiyordu aslında sınav sonucu açıklanmış ve sonuç isteğim gibi gelmişti. Ardından sıralamalar açıklanmış ve verilen kontenjanın içerisine girebilmiştim. (2012 Kontenjan 1946 sıralama ) Ve etrafımdakilerin:” atandın. “, “ hayırlı olsun.” gibi cümleleri havalarda fır dönmeye başlamıştı.  Haliyle bende de mağrur bir gurur oluşmuştu. Çünkü  çalışmış ve haketmiştim. Atanacak ve kadrolu öğretmen olacaktım.  Ama aslında bunlar fırtına öncesi sessizlikti. Ve hayatımı kabusa çevirecek şeyler daha yeni başlıyordu.

Önce İlk açıklama geldi yetkili beylerden puanlar daha önce iki yıl geçerli olduğundan 2011 Kpss puanları kullanıldı ve sıralamam bir anda 2500’lere  çıkmıştı. Artık kontenjanın içinde değildim. Ek alımlar yapılmış ve 2300 kişi atanmıştı. Önümde 200 kişi kalmıştı ve hala umut vardı. Çünkü;  Şubat ataması her sene yapılırdı. Ve muhakkak 200 kişi alınır diye düşünmüştüm.  Yada Olmadı seneye bende puanımı kullanır yine de  atanırdım. Yani anlayacağınız önümde hala seçenekler vardı ve umut devam ediyordu. Ve beklenmeyen sonuçlar beklenmeyen açıklamalar yetkili kişilerden;  1. Açıklama: “Bundan sonra puanlar 1 Sene geçerlidir.”  Bir hafta sonra  2.Açıklama: “ Şubat ataması bitmiştir bundan sonra yapılmayacak. “ Ama şubat ataması konusunda muğlaklık vardı. Bakan ayrı Milletvekilleri ayrı , Başbakan ayrı ve  çelişen ifadeler kullanıyordu . Çünkü seçim vardı. Bu yüzden  Biri var biri yok diyordu. Ben Arafta kalmıştım… Ben aynı zamanda ücretli öğretmenlik  yapıyordum. Ve  Kadrolu öğretmen nedir? İlk burada öğrendim. “Öğretmen sınıfında yer alabilmeniz için almanız gereken unvan! “ yoksa herkes size atanamamış öğretmen aday adayı  gözüyle bakıyor maalesef. Halbuki diplomayı aldığında sen bir öğretmensindir ama bunu anlayabilecek birini bulmak zor .

Ve Atama var yok muğlaklığı 2013 şubatta sona erdi. Atama yapılmadı. Hayallerim suya düşmüştü. Özgüvenim kırılmaya ve tabi psikolojim baya bir bozulmaya başlamıştı. Pes etmek olmazdı devam etmek gerekirdi hayata ve hayatı zindan edenlere karşı. Şubattan sonra derli toplu tekrardan çalışmaya başladım haziranda sınav vardı. Ve tek uğraşım buydu. Hazirana yakın konularımı toparlamış ve düzene geçmiştim neredeyse. Ve yine sistem yine yol kesiciler. Türkiye burası alışacaksın derler ya! Yetkili beyefendiler bir uyanır akılarına bir şey gelir ve uygulamaya koyarlar. Sınava 15 gün var O da ne?  Sürpriz! Alan sınavı gelmiş , konular , soru dağılımları değişmiş yeni konular eklenmiş. Ve ilginç olan şu ki Alanı çalışacak kitap yok.  Son bir hafta yayınevleri kitap çıkarmış. 900 sayfalık kitap okusan ancak 1 haftada  okursun. Eeeee “okumak yetmez bileceksin!” diyorlar. Anlaşıldı ki yine karambol ve yine şansı olan kazanacak. Sınav sonucu sıralama 3040 Alım 2500 Ve yine hüsran yine hüsran. Otur yine 10 saat ders çalış ve hata yapma! çünkü ; öyle bir hakkın yok.  Artık 24 dersten fazlası var önünde ve mükemmeli yapmak zorundasın. Günde 10 saat çalışıyorum pes etmek yok diye hem ders çalışıyor hem ücretli öğretmenlik yapıyorum. Yıl 2014 sınav sonucu sıralama 1579 alım 727 Bu resmen hayallerimi ve emeklerimi çöpe atmaktı.  Ama ÖSYM’nin güzel bir sözü vardı “emeğiniz emanetimizdir!”  aynen öyle oluyordu. Emanet ediyorduk ama karşılığı hep ihanet oluyordu. Artık bıkmıştım pes edecektim çünkü olmuyordu. Diyarbakır da sınava giderken bir duvarda şunu görmüştüm. “Olmise zorlama gardaş!” belki de bu bir işaretti. Bırakmam gerekti. Ama bırakınca ne yapacaktım fazla bir seçeneğimde yoktu aslında. Askerlik tecil sürem bitmiş ve kaçak durumuna düşmüştüm. Yani her şey karamsar ve her şey kötü gidiyordu. Aileme danıştım: “Bu işi bırakacağım olmuyor.” dedim. Onlar ise benden daha umutlu “Bir kez daha dene.”  dediler.  Dinledim onları ve   3 Arkadaş çalışmak için ev tutuk. Bir yandan  ücretli öğretmenlik ile harçlığımızı çıkarıyor diğer yandan kalan bütün vaktimizi burada çalışarak geçiriyorduk.

2015 kpss sınavı son umut. Sınava girdim ve sonuçlar açıklanmadan askere gittim. Askerdeyken yaşadığım sıkıntılar Kpss sınavından aldığım sevindirici haberle azaldı. Ve nihayet şeytanın bacağını kırabilmiştim. Alım 700-800 civarıyken ben 198. Olmuştum . Ve sonunda  şubatta göreve   başlayabilecektim.

Annem bir gün demişti ki: “ Valla oğlum sanki senin nasibinde yoktu da zorla nasibin yaptın.” Evet belki haklıydı ama unutmamak gerekir ki  “Yarışı yere düşenler değil kalkıp devam etmeyeler kaybeder!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?