Mehmet Emin AKKURT
Mehmet Emin  AKKURT
mehmet74_47@hotmail.com
Evren Nasıl Oluştu?
  • 19 Ocak 2018 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

 

EVRENİN OLUŞUMU

İçinde bulunduğumuz uçsuz bucaksız evrenin nasıl oluştuğu, nereye doğru gittiği, içindeki düzen ve dengeyi sağlayan kanunların nasıl işlediği asırlar boyunca insanoğlunda merak duygusu uyandırmıştır. Bu merak duygusu sonucunda bilim adamları, düşünürler asırlar boyunca bu konuyla ilgili sayısız araştırmalar yapmış ve çeşitli teoriler üretmişlerdir.  19. yy’da hakim olan görüş evrenin sonsuz boyutlara sahip ve sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadarda var olacağı şeklindeydi. Materyalist felsefenin de temelini oluşturan bu görüş evrenin bir başlangıcının ve sonunun olmadığını ileri sürerken aynı zamanda bir yaratıcının varlığını da reddediyordu. Maddeden başka her şeyi yok sayan ve maddeyi mutlak varlık sayan materyalizm’in temelleri eski Yunana dayanmaktadır. Bu görüş özellikle 19.yy’da yaygınlaşmış ve Karl Marx’ın diyalektik materyalizmiyle ünlenmiştir. Materyalistler “Sonsuz Evren” modeli’ni kendilerine en önemli dayanak yapmışlardır.[1] Dahası zaten bu Sonsuz Evren fikri batı dünyasına materyalist felsefe sonucunda girmiştir. Aslında materyalizmin ortaçağda kilisenin hakim olduğu dönemde rafa kaldırılmıştır. Ancak Rönesans’tan sonra batılı bilim adamlarının eski Yunan kaynaklarına tekrar merak sarmasıyla materyalizmde yeniden kabul görmeye başlamıştır. Materyalist evren anlayışını Yeniçağda savunan ilk kişi ise ünlü Alman düşünürü İmanuel Kant olmuştur. Kant evrenin sonsuzdan beri var olduğunu ve bu sonsuzluk içinde her olasılığın mümkün sayılması gerektiğini ileri sürmüştür. 19.yy’a gelindiğinde ise evrenin bir başlangıcı ve bir sonunun olmadığı daha geniş bir ortamda kabul görmüş ve bu Karl Marx, Friedrich, Engels gibi diyalektik materyalistler tarafından sahiplenilmiş ve 20.yy’a da taşınmıştır.[2]

Bu idia’yı ısrarla sahiplenenlerden biri olan Georges Politzer “Felsefenin Başlangıç İlkeleri”  adlı kitabında “Sonsuz Evren” modeline güvenerek “Yaratılış” modeline şöyle karşı çıkmıştır: “Evren yaratılmış bir şey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı o takdirde evrenin tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan var edilmiş olması gerekirdi.” demiştir[3]. Politzer evrenin yoktan yaratılmadığını savunurken, kendine dayanak olarak “Durağan Evren Modeli”ni almış ve bilimsel bir idea ortaya attığını sanmıştır. Oysa 20.yy’da gelişen bilim ve teknoloji materyalizmin bu ilkel görüşünü tümden yıkmıştır. Ayrıca evrenin materyalistlerin sandığı gibi durağan olmadığı ve aksine genişlediği saptanmıştır. Evrenin bir başlangıcının olduğu, yokken bir anda meydana gelen büyük bir patlamayla oluştuğu modern fiziğin yaptığı birçok deney, gözlem ve hesap sonucunda anlaşılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de de bu düşünce bilimden tam 14 asır önce belirtilmiştir. Yani evrenin bir başlangıcının ve bir sonunu olduğu dahası evrenin bir yaratıcı tarafından yaratıldığı Kur’an’da şu ayetlerle belirtilmiştir:

1.      Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse ona yalnızca “ol” der, o da hemen oluverir. (Bakara suresi, 117)

2.      Bir şeyi dilediği zaman, onun emri yalnızca “ol” demesidir. O da hemen oluverir. (Yasin Suresi,82) şeklindeki ayeti kerimeler evrenin bir başlangıcının olduğun kesin delilidir.[4]


 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?